Sponsorlu Bağlantılar



Perşembe

8.SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERS KİTABI CEVAPLARI 8

Sponsorlu Bağlantılar
Sevgi yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitabı cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

sayfa (128-129-130-133-136-138)    GERİ
____________________________________________________________
 Ekstra Bilgi:
 KARAHANLILAR (840–1212)
Karahanlıların Kökeni ve Devletin Kuruluşu
Karahanlılar ismi, doğu ve batı Türkistan’da hüküm sürmüş olan Müslüman Türk sülalesine, kendi unvanlarındaki kara  kelimesinin çok k geçmesinden dolayı verilmiştir. Kara, eski Türkçede kuzey yönüne verilen isim olduğu gibi büyüklük, güçlülük  ve yüksekliği  de ifade eder. Karahanlılara ayrıca İlek (İlig) Hanlar da denmiştir. Daha önceki konularımızdan da öğrendiğimiz gibi İl kelimesi devlet ve ülke anlamlarında kullanılmıştır. Burada  İlig;  devlete,  millete  sahip  çıka demektir.  Bir  bakıma Osmanlıların kullandığı “devletlû”  kelimesinin  karşılığı gibidir. Yine bu hükümdar sülalesinde  Türkistan  Uygur  Hanları   ve  Türkistan  Hakanları  adlarının da kullanıldığını görmekteyiz. Bundan başka Karahanlı hükümdarları, kendilerinin Alp Er Tunga neslinden geldiklerini kabul etmelerinden dolayı, İranlılar onlara Al-i Afrâsiyâb  (Afrâsiyâb Oğulları ) ismini de vermişlerdir.
TARİH 6
Uygur Devleti’nin 840 yılında yıkılması üzerine, onlara bağlı olan Yağma Türkleri, batıya çekilerek Kaşgar yöresine gelmişler, Kaşgar  yöresindeki bazı yerleri ve daha sonra da Çu ve İli vadilerini ele geçirmişlerdir. Bu bölgelerde yaşayan Karluk ve Çiğil Türkleri ile  birleşen Yağma Türkleri, Balasagun  merkezli Karahanlılar  Devleti’ni kurmuşlardır (840).

Türk devlet teşkilatında devlet ikiye ayrılarak yönetilirdi. Karahanlılar da Türk töresine uygun olarak, devleti doğu ve batı olmak üzere ikiye ayırarak yönetmişlerdir. Doğuda Arslan Kara  Han unvanını taşıyan büyük kağan, batıda ise Buğra Kara  Han unvanlı batı kağanı  bulunuyordu. Büyük hükümdar olan Arslan Kara Han Kaşgar’ı  alarak devletinin  merkezi  yaptı. Büyük  kağana  bağlı olan  Buğra  Kara  Han  ise  Talasta oturuyordu. Karahanlılar daha sonra batıya doğru topraklarını genişletince başkent bu sefer de Semerkant olmuştur.

Orta Asya’da kurulan ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili başka iddialar da vardır. Bunlardan birisi Karahanlı Devleti’ni Karlukların tek başına kurmuş olmalarıdır. Bu  iddiaya  göre;  Uygur  Devleti  840  yılında rgızlar tarafından yıkılınca Karluk yabgusu kendisini bozkırların hakimi ilan ederek Karahanlı Devleti’ni kurmuştur.
Karahanlılar isminin de bu devleti kuran hanedanın unvanında yer alan kara sözcüğünden ileri geldiği söylenmektedir.

Karahanlıların bilinen ilk hükümdarı Bilge Kül Kadır Han’dır. Dönemi hakkında fazla  bir  bilgiye  sahip  olmadığımız Kadır  Han,  Kaşgar çevresine  yerleşmiş ve Samanoğulları ile  mücadele  etmiştir. Kadır Han  zamanında Taşkent bölgesi  halkı
İslamiyete geçmiştir. Bilge Kül Kadır Han’dan sonra iki oğlundan birisi olan Arslan Han  Bazir,  büyük kağan olarak Balasagun’da, diğer oğlu Kadır  Han  Oğulcak  da, ortak kağan olarak Taraz’da  devleti yönetmişlerdir. Samanoğullarından Emir  İsmail bin Ahmet   (892–907), uzun bir kuşatmadan sonra Taraz şehrini ele geçirince (893), Kadır Han Oğulcak’da merkezini Kaşgar’a nakletmek zorunda kalmıştır.

Karahanlıların İslamiyeti Kabul Etmeleri
Kadır Han Oğulcak zamanında, yeğeni Satuk  Buğra,  Karahanlılara sığınmış olan Samanoğulları şehzadesi Ebû  Nasr’ın yanında bulunan  Müslüman sufi dervişlerden (Tasavvuf ehli) İslamiyeti tanımış ve Müslüman olmuştu. Satuk Buğra’nın Müslüman olmasında gördüğü bir  rüyanın etkisinin de olduğu anlatılır. Satuk Buğra İslamiyeti kabul  ettikten  sonra İslamî bir isim olan Abdülkerim adını almıştır. Satuk  Buğra Han’ın  fiamanizm’i  bırakıp İslamiyete  geçmesi  üzerine  ünlü  Satuk   Buğra   Han Efsanesi ortaya çıkmıştır. Bu efsaneye göre, Türklerin Müslüman olması Tanrısal bir olaya dayanır: Satuk Buğra Han rüyasında İslamiyeti tanır, esaslarını öğrenir ve sabah olunca da Müslüman olur. Yakın çevresindekilere de yeni dini anlatıp tanıtarak bütün Türklerin Müslüman olmasını ister.

Müslüman olan Satuk Buğra Han, amcası Oğulcak Han’la giriştiği taht mücadelesini kazanarak Karahanlı Devleti’nin batı bölümlerine hakim oldu ve İslamiyeti de resmî din olarak kabul etti (945). Hükümdarlarının önderliğinde Karahanlı halkının 954’lü yıllarda İslamiyet’i  kabul  ettiği  tahmin  edilmektedir.  Ülkenin  doğusundaki  büyük kağana karşı da  mücadeleye giren Abdülkerim Satuk Buğra Han, İslamiyeti yayma ideal ile  Müslüman  olmayan  Türklere  karşı çok  dinamik  bir  faaliyet girişti. Karahanlıların merkezi olan Balasagun’a karşı askerî ve siyasi faaliyetlerde bulundu ve sonunda Balasagun’a hakim oldu. Abdülkerim  Satuk Buğra Han 955 yılında ölünce yerine oğlu Musa Baytaş Han geçti. Doğu kağanı Arslan Han’la yaptığı mücadeleyi kazanan Musa Baytaş, bütün Karahanlıların Müslüman olmasını sağladı ve devletin her iki bölümüne de hakim oldu. Karahanlıların hakim olduğu bu sahalarda Müslüman olan Türk kavimleri Yağma, Çiğil, Karluk ve Tuhsîler’dir. Kaynaklara göre bu dönemde 200.000 çadırlık Türk halkı Müslüman olmuştur.

Karahanlı Devleti’nin Yükselişi
Musa  Baytaş’dan sonra  devletin  başına oğlu  Ebu’l  Hasan  Ali  Arslan   Han geçmiştir. Arslan Han’da ataları gibi Müslüman olmayanlarla mücadele etmiştir. Arslan Han  döneminde  devletin  batı  kesimlerini  de  kardeşi Kılıç  Buğra   Han   Harun yönetmiştir. Kılıç Buğra Han,  zayışamış durumda olan Samanoğulları Devleti ile mücadele ederek başkent Buhara’yı ve bir kısım toprakları ele geçirmiştir.
Batıdaki  Karahanlı  hükümdarı  Kılıç Buğra  Han  Harun’un   ölümünden  sonra devletin  batısında  Samanoğullarına  karşı mücadeley İlek  Nas (Nasr  bin  Ali) yürütmüştür.  İle Nasr Samanoğulları   topraklarına  yaptığı  seferlerl bütün Maveraünnehir’i  ele  geçirerek  bu  devlete  son  vermiştir (999).  Bu  mücadelelerde Selçuklu Türkleri  Samanoğullarına yardım etmişlerse de Samanoğulları’nın yıkılmasını önleyememişlerdir. Çünkü İlek Nasr, bu mücadelelerde yanına güçlü bir müttefik olan Gaznelileri  almıştı. Gazneli  Sulta Mahmut’l yaptığı   antlaşma  sonucunda

Samanoğullarının  topraklarını  paylaşmıştı.  Antlaşmaya gör Samanoğullarının Maveraünnehir toprakları Karahanlıların, Horasan  toprakları da Gaznelilerin payına düşmüştü (1001).  İlek  Nasr,  Horasan’ı   Gaznelilerde  bırakmayı  bir  türlü  içine sindiremedi. Gazne hükümdarı  Sultan Mahmut’un Hindistan seferinde bulunduğu bir sırada  Horasan’a  girerek  birçok  yeri  geri  almış, fakat  Sultan  Mahmut’la  Belh yakınlarında yaptığı  mücadeleyi  kaybetmiştir. Sonunda  Ceyhun  nehri   iki   devlet arasında sınır olarak kabul edilmiştir (1008). Karahanlıların en geniş sınırları; kuzeyde Balkaş Gölü, batıda Aral Gölü, güneyde Hindukuş  Dağları ve doğuda Çungarya’ya kadar ulaşmıştır. Nasr’ın Belh’deki  yenilgisi Karahanlı hanedan üyelerinin birbirine düşmesine neden olmuştur.

Karahanlı Devleti’nin Zayıflaması ve Parçalanması
İlek Nasr’ın 1013 yılında ölümü sonrasında, Karahanlı hanedanlığı  içinde taht mücadeleleri başlamıştır. Bu mücadelelerde Yusuf Kadır  Han üstün gelerek devletin başına büyük  hükümdar  olmuştur. Yusuf  Kadı Han’ın  büyük  kağan  olmasına kardeşleri Ahmet   ile  Ali  Tekin   (Tigin)  itiraz  etmişlerdir. Bu  arada    Ali  Tekin Buhara’ya, Ahmet de  Balasagun’a  hakim  olmuştu. Ali Tekin,  Selçuklu Türklerinin başında bulunan Arslan Bey ile anlaştı. Yusuf Kadır Han’la birlikte hareket eden Gazne Sultanı Mahmut, Arslan Bey’i bir hile ile yakalatıp, Hindistan’daki Kalincar Kalesi’ne hapsettirdi. Ali Tekin, böylece önemli bir desteğini kaybetmiş ve çöllere kaçmak zorunda kalmıştı (1025). Gazne hükümdarı Sultan Mahmut’un Gazne’ye geri dönmesi üzerine Ali Tekin, Buhara ve  Semerkant’ı tekrar ele geçirmeyi başardı. Gazneli Mahmut’un 1030’da, kardeşi Yusuf Kadir Han’ın da 1032’de ölmeleri Ali Tekin’i çok rahatlatmış ve kendisini büyük kağan ilan etme fırsatı bulmuştur.

Yusuf Kadır Han’ın oğlu, Ali Tekin’e karşı Gazneli Sultan  Mesuttan  yardım istemiştir. Sultan  Mesut,  Harzem  (Harizm)  Valisi  Altuntaş’ı  Ali  Tekin’in  üzerine göndermiş ve iki kuvvet arasında çetin  mücadeleler yaşanmıştır. Altuntaş’ın ölümü sonrasında Harzem valisi olan oğlu Harun, Gazneli Mesut’a karşı Ali Tekin ile anlaştı. Sonunda Maveraünnehir’i aralarında paylaşmaya karar verdiler. Buna çok sinirlenen Sultan Mesut, Ali Tekin’i etkisiz hale getirmeye karar verdi. Ali Tekin, Gazneli Mesut’a karşı Selçuklularla anlaştığı sırada bir suikast sonucu öldürüldü (1035). Böylece Sultan Mesut’un düzenlemeyi düşündüğü sefer gerçekleşemedi.

Ali Tekin’den sonra yerine oğlu Yusuf geçti. Yusuf’un iktidarı döneminde Tuğrul ve Çağrı Beyler komutasındaki Selçuklu ordusu  Horasan’ı aldı. 1032’de Yusuf’un ölümüyle Karahanlılar Devleti duraklama  dönemine girmiştir. Bu durum sonrasında Karahanlılar arasında çıkan  siyasi  anlaşmazlıklar sonucu devlet, Doğu ve Batı diye ikiye ayrılmıştır (1042).
Tepkiler:
Sponsorlu Bağlantılar

0 yorum :

Yorum Gönder

Sponsorlu Bağlantılar
banner
Sponsorlu Bağlantılar