Salı

Pasifik yayınları 7.sınıf türkçe çalışma kitabı sayfa 135 ile 148 arası cevaplar










Ekstra Bilgi:
Agnostisizm (bilinemezcilik)
 Agnostisizm   Tanrı’nın   varlığının  bilinemez   olduğunu   savunur.   Dinlerin Tanrı’dan gelmediğini söyler ve dinlerin  Tanrı’sını da reddeder. Felsefi anlamda bir yaratıcının var olup olmadığının hiçbir zaman bilinemeyeceğini söyler.
Bu bakımdan Agnostisizm kendini; “Kesinlikle  Tanrı vardır” diyen Teizm’den de “Kesinlikle Tanrı yoktur” diyen Ateizm’den de ayrı tutar. Agnostiklere göre tanrı ile ilgili deliller yetersizdir. Bu nedenle Tanrı’nın varlığı meselesi insan aklının ötesinde bir  konudur
 hâlde  böyle  bir  varlık hakkında konuşmak ve  hüküm  vermek  de imkânsızdır. Bundan dolayıdır ki Agnostikler Tanrı İnancı konusunda tarafsız kalmayı tercih etmişlerdir. Onların bu tarafsızlığı bazen Ateizm olarak ta  değerlendirilmiştir.
 Agnostik terimi 1869’da T.H.Huxley tarafından hem geleneksel Yahudi-Hristiyan Tanrıcılığını, hem  de  Tanrı  Tanımazlık  Öğretisi’ni,   reddederek  Tanrı’nın varlığı sorununu ortada bırakan düşünürler için kullanıldı.
Ateizm (Tanrıtanımazlık)
Terim olarak Tanrı'nın varlığına inanmama ve tanrıtanımazlık anlamına gelir.
Ateist  Tanrı’nın var olmadığını ileri süren kişidir. Ateizmin pek çok çeşidi vardır. Ateizmin felsefi bir temeli olmadığından. Nietzsche, Sartre gibi ateist varoluşçularca geliştirilen bu sistem, bunalım felsefesi olarak adlandırılmıştır.
 Ateistler Tanrı’yı reddetmenin yanında doğal olarak evrenin ve  canlılar dünyasının oluşumuyla ilgili açıklamalar da getirmek durumunda kalmışlardır. Dolayısıyla evrenin kendi başına var olduğunu, yani yaratılmadığını, kendi iç yasaları çerçevesinde bugünlere geldiğini, dışarıdan bir müdahaleyle de (Tanrı’nın iradesiyle)  şekillenmediğini iddia etmişlerdir.
İçerdiği bütün varlıklarla Tanrı’nın varlığı lehinde güçlü bir kanıt olan evreni (gerek teorik ve gerekse pratik açıdan) yaratıcısız olarak düşünmek imkânsızdır. İnsanın aklına böyle bir şey gelse bile bunun gerçekleşebileceğini zannetmek ihtimal dışıdır. Nitekim ateistlerin birtakım anlamsız ve belirsiz terimlerle açıklama getirmeye çalıştıkları ve tıkandıkları görülmektedir.
 Tanrı’nın varlığının çürütülmesinin imkânsız olduğunu -İnanmadığı halde- anlayan ve bunu itiraf eden Bertrand Russell gibi düşünürler bulunsa da çoğu ateist aynı olgunluğu gösterememiş, her  şeye rağmen  ideolojik  saplantılar  uğruna  fikirlerinden  ve  ön yargılarından vazgeçmemişlerdir
Görüldüğü gibi ateistlerin Tanrı’nın yokluğu ve evrenin oluşumu hakkındaki görüş ve düşünceleri ilmî ve aklî olmaktan ziyade psikolojik ve ideolojiktir.
 Buraya  kadar  anlatılan  bu  inanç  akımlarının dışında günümüz  insanının ilgi gösterdiği bazı batıl inanışlar da vardır. Bunların arasında; satanizm ( şeytana tapıcılık) ve reenkarnasyon (ruh göçü) inanışları yer almaktadır. Dünya ülkelerinde yaygın olan satanizmin az da olsa bizim ülkemizde de inananları mevcuttur. Satanizmin ülkemizde yaygınlaşmasına;  sanayileşme ve  kentleşmenin hızlanması sonucu  geleneksel  aile yapısının bozulması, yetersiz eğitim, görsel ve yazılı yayınların olumsuz etkileri sebep olmuştur. Bu  batıl  inanış birçok  genç  insanımızın  intiharına  yol  açmıştır.
 Allah Kur’an’da insanları şeytana karşı uyarmakta ona, tapılmasını istememektedir. Bu batıl inanıştan gençlerimizin korunması ancak kendi dinî değerlerini özümseterek işleyen ve maneviyatlarını yüksek tutacak bir eğitimle olur.
 Reenkarnasyon ise ölen bir kimsenin ruhunun bir başka bedende  tekrar dünyaya gelmesidir Bu  inanış Hint  dinleri  arasında  çok  yaygındır. Bu  inanış İslam  dinî tarafından kabul görmez. Reenkarnasyon inanışı islamın ahiret inancı ile bağdaşmaz. Kur’an-ı Kerim’in  Mü’min  suresinde  öldükten  sonra  iyi  işler yapmak  için  tekrar dünyaya gelmek isteyenlere izin verilmeyeceği ve kıyamete kadar kabir alemi içinde kalınacağı belirtilmektedir.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder